Kekemelik İçin Okunacak Dua

Küçük yaşlarda ortaya çıkan ve konuşma bozukluğu ortaya çıkana kadar güzel konuşan ve genlikle nazar değdiğine inanılan kekemelik sorunu düşünülenin aksine zeka seviyesi yüksek çocuklarda daha sık görülmektedir. IQ seviyesi yüksek olan çocukların hayal dünyalarının yaşıtlarına göre çok daha geniş olması, yaşadıkları özellikle de olumsuz olayların etkisini derinden yaşamalarına sebep olmaktadır.

Kekemelik, ortaya çıktığı andan itibaren bireylerde olumsuz sorunlar yaratmaktadır. Meydana gelen bu konuşma bozukluğunun bir süreliğine yok olduğunu görürüz fakat 1-2 yıl içerisinde geri gelme özelliğine sahip olan bu kekemelik bireyi olumsuz bir yaşama sürükler.

Kekemelik tedavisi ise kalıcı bir hal alan takılmaların yani konuşma bozukluğu olumsuz anlamda belli bir aşama kaydetmesi sonucunda başvurulan bir süreçtir. Yine de tedavi öncesinde her kulun yardımına muhtaç olduğu Allah (c.c) her şeye kudreti yetendir, bu sebeple iyileşmek şifa bulmak isteyen her kul gibi kekemelik sorunu için de Allah (c.c) şifasını dilemek gereklidir.

Takılmalar, tekrarlar ya da duraksamalar gibi, konuşurken kişilerin sıkıntıya düştükleri kekemelik probleminin geçmesi adına âlimlerin bazı yorumları vardır. Sıkıntılardan ferahlığa ulaşmak adına yapılan bu dualar Allah’ın izniyle Allah katında kabul buyuracaktır.

Rabbimizin adıyla kendimiz için açtığımız her el Allah (c.c) katından geri çevrilmez. Bizler aldığımız tedavide bizlere yardımcı olması için rabbimize dua etmeli ondan gelecek her şeyi hayır ve şer olarak kabul etmeliyiz. Kutsal kitabımız kur’an-ı kerimde de indirilen onca ayet rabbimizin bizden yüz çevirmediğinin kanıtıdır. Onlardan bazıları şunlardır;

“Habibim, insanlara de ki, duanız olmasaydı Allah katında ne ehemmiyetiniz vardı.”

Başka bir ayette ise;

“Kullarım sana beni sorduğunda söyle onlara ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulurlar.”

Başka bir ayette ise;

“Bana dua edin size icabet edeyim, cevap vereyim.” buyururlar.

Kuran-ı Kerim’in Taha suresi 27. Ayeti takılmaları ve konuşurken tutulmaları olan kekemelere 7 gün boyunca 21 defa Besmele-i Şerif ile başlanarak okunup üflenebilir.

Okunuşu: Bismillâhirrahmânirrahim. Vehlul Ukdeten Min Lisâni

Kişi, kendi üzerinde deneyecek ise “Rabbişrahlî sadrî, ve yessirlî emrî, vehlül ukdeten min lisânî, yefkahû kavlî.” diye de okuyabilir.

 

Ayrıca Hz Musa’nın şu duasıyla da “Rabbişrahli sadri ve yessirli emri. Vahlül ugdeten min lisani yefgahu gavli” (Ey rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni) duasıyla da üzerimizdeki kötü haletten bizi kurtarması ve insanların artık lisanımızı anlaması ve konuşmalarımızın normale dönmesi için Cenab-ı Hakka yalvarabiliriz.

Kekemelik Tedavisinde Başarı Oranı

Konuşma sırasında yaşanan akıcı konuşma bozukluklarına verilen genel ad kekemeliktir. Sorunlu konuşma alışkanlığı olarak da adlandırılan kekemelik, erken konuşma süresinde okul dönemi arasında ortaya çıkan ve genel olarak birden gelişen ani olarak vücudun aşırı tepki ile karşıladığı olaylarla kekemelik görülmeye başlar. Kekemelik bir hastalık olmadığı için medikal bir müdahaleyi gerektiren bir yapısı yoktur. Kekemelik tedavisi ise ancak eğitimle ve konuşma egzersizleri ile yapılabilecek bir süreçtir.

Kekemelik ilk olarak görülmeye başladığı zamanlar itibari ile bilhassa küçük çocuklarda kendiliğinden geçebildiği bir dönem bulunmaktadır. Ancak bu dönem içerisinde çocuğun kekemelik sorununu fark etmemesi ya da kendisine sorun etmemesi sağlanmalı gereksiz uyarılardan kaçınılmalıdır. Bu uyarılar çocuğun problemi içsel dünyasında büyütüp kekemelik sorununun daha da fazla çocuk üzerinde artmasına sebebiyet vermektedir.

Kekemelik başarı oranı açısından kısa süreçlerde tedavi edilemez. Tedavi süreci boyunca inişli çıkışlı aşamalardan oluşur ve bireyin sorumluluklar altında devam eden eğitimi olumlu sonuçlar vermeye başlar ancak kontrol tamamen elden bırakılmaz. Temel süreç dediğimiz sürekli eğitimin günlerinin düşmesiyle devam eden kontrol süreçleri, öğrenilen tekniğin günlük hayata aktarılmasıyla devam eder.

Kekemeliğin başarı merdivenleri tırmanırken en önemli unsur eğitim ve süreçleridir. Dil ve konuşma terapisti bu süreçlerde takılmalar çeken bireylerin bu sorununu öncelikle sabit yapıyı kıracak şekilde tekrar kontrollü bir yapıyla değiştirmek suretiyle uygulamaya başlar. Konuşma Terapisti daha sonrasında dil ve dudak egzersizleriyle yapılandırdığı harfleri öncelikle kelimelerde daha sonra da cümlelerde daha kontrollü bir yapıyla kullanmaya yönelik kişilere pratik yaptırmaktadır.

Alınan bu eğitim sonucunda başarı oranı %75’e kadar çıkarken geri kalan %25’lik kısmı ise bireyin hayatında yaşadığı olumsuzluklarla meydana gelir. Oluşan bu %25’lik kısım eğitimin yetersizliğinden kaynaklanmadığı gibi bireyin yaşam boyunca karşılaştığı stres ve üzüntü sonucunda oluşur. Bunu sadece stres ve üzüntüye bağlamak doğru olmaz. Alınan sorumluluklar tamamen yerine getirmediğinde ve eğitimin bittikten sonra tekrarlanması gereken egzersizler yapılmadığında geri gelme olasılığını daha da artmış olur.

Heyecanlı Anlarda Kekemelik

Kekemelik takılmalar olarak özellikle de heyecanlı anlarda görülen ve kişilerin bazı zamanlarda ağızlarından hiçbir şekilde kelime çıkmadığı durumlarda görülebilir. Bu gibi durumlar bireyin çoğunlukla sıkıntı çektiği kullanmak istediği kelimeler yerine başka kelimeler kullandığı durumlara dönüşebiliyor.

Genel itibari ile kekemelik takılmalar, duraksamalarla meydana gelir, bu takılmalar ve duraksamalar heyecanlı anlarda daha da artış göstermektedir. Örneğin; kalabalık bir ortamda toplum içinde konuşurken, makam sahibi biriyle konuşurken, korktuğumuz anlarda ya da tanımadığımız biri ismimizi sorunca daha fazla kekeleyebiliyoruz bu durum çok can sıkıcı olsa da sakin kalıp tekrardan cevap vermek gerekir. Sakin bir şekilde yeniden nefes alıp tekrardan cümleye başlamak bu durumu içinden çıkılabilir bir hale getirebilir.

Kekemelik stresli ortamlarda gerildiğimizde, heyecanlandığımızda, korktuğumuzda, baskı altında kaldığımızda, üzüldüğümüzde yani bizi strese sokabilecek her durumda daha da artar. Araştırmalar göstermiştir ki kekeme bireyler yalnız kaldıklarında kendileriyle konuşurken hiç takılmazlar. Bu araştırma sonucundan çıkarabileceğimiz tek sonuç ise kekeme bireyler heyecanlandıklarında daha fazla kekelerler. Her konuşma problemi yaşayan bireyin kendince oluşturduğu bir konuşma yöntemi vardır. Bireyin kendini daha rahat hissettiği her ortamda oluşturduğu konuşma yöntemini kullanarak daha hızlı konuşmaya başlar ancak bilinmelidir ki hız kekemeliğin en büyük düşmanıdır. Hızlı konuşmaya çalışmak veya hızlı hızlı bir şeyler anlatmak kekemeliğinizin daha da ilerlemesine sebep olabilir. Bu yüzden hızlı şarkılar dinlememeli ve söylemeye çalışmamalıyız.

Kekemeliğin tedavisi, kekeme olan bireyin kekemelik sorunundan gerçek manada kurtulmayı arzulaması ile başlanması gereken bir süreçtir. Kişinin kekemeliğin tedavisine karar vermesi, aslında kendisini motive etmiş konuşma terapilerine zihnen odaklanması anlamındadır. Kekemeliğin tedavisi kesinlikle kısa sürede sonuç alınacak bir tedavi sürecini kapsamamalıdır. Bu yüzden 14 günde kekemeliğe son gibi süreçler tedavi için çok erken bir süredir. Eğitim süresince kekeme bireylerin aldıkları bazı sorumluluklar vardır. Bunları azim ve istekle devam ettirebilmek tedavi sürecinin en önemli parçasıdır. Her seans ve her terapiden sonra birey bir adım kaydeder ve belli bir sürenin ardından istediğini elde eder ancak eğitim tamamen bitmiş değildir. İstediği sonucu yavaştan elde eden bireyin kontrol süreçleri başlar ve artık kendinden emin olmuş bir şekilde buradan ayrılır.

Kekemelik problemi bir alışkanlık olduğu için karşılaşılan sorunla stresli bir durum karşısında kişi yine takılmalara maruz kalabilir. Bu durum onu daha fazla gerdiği gibi içinden çıkılamaz bir soruna sürükler. Eski konuşma alışkanlığının geri geldiğini düşünerek düşüncelerini o yöne çekebilir ancak bu doğru bir davranış değildir. Bu durumla karşılaştığınızda dil terapistinizle görüşmelisiniz ve eğitiminizi asla terk etmemelisiniz hatta üstüne daha çok düşmeli sakin kalmalısınız.

Kekemelik Nasıl Düzelir?

Takılmalar ve duraksamalar olarak konuşma esnasında yaşanan zorluklara verilen genel isim kekemelik olarak adlandırılmaktadır. Kekeme olan kişiler özellikle heyecanlandıklarında, baskı altına girdiklerinde, stres yaşadıklarında, sinirlenince, yeni kişilerle konuşurken, toplum karşısında konuşurken, önemli bir kişiyle konuşurken daha sık kekelerler.

Beynin anlama ve cümle kurmaya yarayan merkezi eşit kullanılamadığından, birinin daha önce aktif hale geliyor olması, konuşma bozukluğuna yani kekemeliğe neden olabiliyor. Bu durumun düzelebilmesi için kişinin rahatlaması ve kendisini yavaşlatması, kendini kötü hissettiren faktörlerin ayıklanması ve doğru konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Kekemelik sebepleri ve tedavisi konusunda birbirine ilişkilendirilmiş yapılardan söz edebiliriz. Gerginliğin devam ettiği aile ortamlarındaki çocukların bu sorunlarını atlatabilmeleri uzun vadede mümkün değildir. Kısa vadede kekemelik sorunlarından kurtulan çocukların yine aynı sorunları yaşamaları ile birlikte konuşmalarının eskisi gibi bozulduğu denemelerimizde gözlemlenmiştir. Çocuklarda kekemelik tedavisi sabırla başlaması gereken asla her çocuğa aynı şekilde devam etmemesi gereken komplike bir yapıdır.

Aile ile görüşmeler, psikolojik testler durumu aydınlatmada çok yararlıdır. Tedavide yine aile, hekim ve psikolog yardımlaşması gerekir. Kekeme çocuk konuşurken yanlış nefes alır. Bireye, önce nefes alıp, sesleri ve sözcükleri nefesle birlikte içten dışa doğru itmeyi öğretmek çok yarar sağlar. Bunun için nefes alma, ses uyumuna göre hece hece egzersiz yapma öğretilir. Tıpkı şarkı söyler gibi, belli bir ritimle ve hece hece konuşulur. Bireye de tekrarlatılır. Sonra bu egzersizler, günlük yaşama aktarılır ve bireyin merkezimiz dışında dışarıda nasıl konuştuğu gözlemlenir. Bunların dışında birey için bir takım istekler söz konusudur ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar yüz güldürücüdür.

Shaping tekniği konuşmadaki akıcılığı şekillendirmede önemli bir tedavi tekniğidir. Uzun süreçleri olmakla beraber shaping tekniği, kekemelik problemi yaşayan bireylerin doğru nefes almayı aynı zamanda alınan nefesin konuşma esnasında nasıl kullanılması gerektiğinin öğrenilmesi açısından güzel sonuçlar meydana getirir. Son olarak bireyler nefes kontrolüyle beraber akıcılığı şekillendirebilmektedir, kullandığımız tedavi yöntemi kesin ve tam bir sonuç doğurmasa bile büyük bir kısmını iyileştirebilir. Bu nedenle tedavi sürecini benimseyebilmek gerekir.

Kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına dair düşüncesi olanlar. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir.

Dil terapisti ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtileri yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarını derinden etkiler.

Kekemelik ve Kekeleme Tedavisi

Kekemelik, konuşmanın akıcılığını kaybedip istemsiz bir şekilde tutuluklu ya da takılı olarak meydana gelen bir konuşma bozukluğudur. Kişinin kendini ifade ederken zorluk çektiği bu durum bir hastalık ya da zihinsel bir rahatsızlık değildir. Kekemelik bir hastalık olmadığından ilaçla ya da tıbbı-cerrahi bir şekilde tedavi uygulanamaz.

Tedavisinde uzun süreçleri içeren kekemelik çözümsüz değildir. Tedavi süreci boyunca kişinin sorumluluklarından vazgeçmemesi gerekir. En önemlisi de tedavi olmayı gerçekten istemek gerekir çünkü bu beraberinde azmi de getirir. 2-5 yaş arası çocuklarda daha fazla rastlanan kekemelik kadınlara kıyasla erkeklerde daha fazla gözükmektedir. Ortaya çıktıktan bir süre sonra, kekemeliğin geçtiğine şahit oluruz ancak bu kısa sürer ve ortalama 1-2 sene sonra da yeniden ortaya çıkan bir sorun halinde devam eder.

Kekemelik sonradan meydana gelen bir konuşma bozukluğu olup doğuştan meydana gelen bir durum değildir. Nedenleri tam olarak bilinmese de uzmanlar bu konuda örnek sebepler sayarak kekemeliğin bir kısmının bu sebeplerden meydana geldiğini ileri sürmektedirler. Örneğin; yeni doğan kardeşi kıskanma, köpek kovalaması, karanlıkta bir cisim görme, aniden korkutulma gibi buna benzer şeyler kekemeliğin nedenleri arasında yer almaktadır. Bir başka görüş ise kekemeliğin öğrenilmiş bir davranış ile meydana geldiği, bireyin önceden başka bireylerde gördüğü kekemeliği kendinde denemesi ve bu deneme sonucunda kişiye yer edinmiş bir kekemeliğin meydana gelmiş olması ihtimali vardır ancak bu genellikle çocuklarda rastlanılan bir durumdur.

Kekemelik tedavisi için erken davranmak her zaman için daha iyidir çünkü erken müdahale bireyin ilerleyen yaşantısında karşılaşacağı sorunların üstesinden kolaylıkla gelmesi sağlar. Bireyler konuşurken çektiği zorluklar karşısında üzülerek içlerine kapanabilirler. Kendilerini ifade edemediklerinde daha da kötü olduklarını düşünerek daha da takılırlar. Kişiler stres altında kaldıklarında, heyecanlandıklarında, toplum içinde konuşurken, isimleri sorulduğunda ve ilk defa biriyle konuştuklarında daha fazla takılırlar. Bu gibi sorunlar onlar için çekilmez olur ve toplumdan olabildiğince kaçarlar. Söylemek istedikleri kelimeyi veyahut cümleyi söylemek yerine daha rahat söyledikleri kelime ya da cümle gruplarını tercih ederler. Her bireyin yaşı, yaşantısı, davranışları ve rahatsızlığı birbirinden farklı olduğundan tedavide tek bir yaklaşım uygulamak doğru olmaz. Her birey sıkıntı çektiği durumlarda kendini sakinleştirerek oluşturduğu yöntemle konuşmasını tekrardan başlar. Biz tedavi yöntemi olarak dünyaca kullanılan ‘Fluency Shaping tekniğini’ kullanmaktayız. Tedavi içersinde birey konuşmanın akışını şekillendirerek yeni bir konuşma tarzı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bununla beraber bazı sorumluluklar altına girip aksatmadan devam eden uzun süreçlerle yüzleşir.

Kekeme bireyler stresten uzak durmalıdırlar, özellikle ailelerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerekir çocuklarının sözlerini kesmemeli onu baskı altında bırakmamaları gerekir, stresten uzak durmalarını sağlamaları ve sözlerini kesmemeleri gerekir.

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, istemsiz takılmalar ve duraksamalar şeklinde görülen, konuşmanın akışının kesilmesiyle meydana gelen bir konuşma bozukluğudur. Meydana gelen bu konuşma bozukluğunun zaman içerisinde kendiliğinden geçme olasılığı olduğu gibi ortalama 1 yıl gibi bir süre içersinde geri gelme özelliği vardır.

Kekemeliğin ortaya çıktığı bu dönemde ailenin üstüne düşen bir takım sorumluluklar vardır. Bunlardan bazıları, çocuğu stresli ortamlar içerisinde bulundurmamak ve stres yaşatacak olaylar yaşatmamak gerekir. Erken uyutmalı ve konuşmadaki takılmaları görmezden gelip, sabırla, söz kesmeden dinlemeleri gerekir. Ona neden böyle konuştuğu ya da düzgün konuşsana gibi cümleler söylemek yanlış olabilir çünkü çocuk baskı altında strese maruz kalıp daha fazla takılacaktır ve takıldıkça daha da takıntılaşacaktır. Kekemelik zihinsel ya da fiziksel bir sorun olmadığı gibi bir hastalıkta değildir. Bir hastalık olmadığından ilaçla tedavi edilemez.

Karanlıkta bir cisim görme ya da yeni doğan kardeşi kıskanma veyahut aniden korkutulma gibi durumlarda kekemelik ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra alışılmış bir konuşma bozukluğu olan kekemelik, yeniden şekillendirilebilir. Şekillenmesinde etkili olan çözüm ise konuşma egzersizleri ile birlikte nasıl konuşulacağının yeniden öğrenilmesi, şekillendirilmiş yeni ve kontrollü bir konuşma alışkanlığının kazanılmasıdır ve buda ancak konuşma terapisti ile sağlanmaktadır.

Terapilerde, konuşma terapisti ve eğitmenlerle birlikte var olan kekemeliği yıkıp yerine yeni konuşma akışını meydana getirtmek ve bunu benimseyebilmek önemlidir ve buda anca uzun sonuçlar isteyen aşamalardan oluşur. Kekemelik tedavisi kişilerin ciddi manada azimli olabilmesi ile doğru orantıda başarıdan söz edebileceğimiz bir süreçtir. Burada bireyler pes etmemeli ve bundan kaçmamalıdırlar. Tedavinin belli bir standardı olup her bireyde işe yarayabilecek sabit bir tedavi süreci mevcut değildir. Kekemelik tedavisi kişilerin kekemelik derecesine, yaşına, eğitim seviyesine ve algılama gücüne bağlı olarak çok değişkenlikler gösterebilmektedir.

Kekemelik, genelde heyecanlı anlarda, toplum önünde konuşma yapıldığında, sinirlenince, telefonda konuşurken ve mevki sahibi biriyle konuşurken artış göstermektedir. Bireyler kekelediklerinde geçmeyeceğini düşünüp daha da kekelerler ve bu durum onlarda çekilmez bir hale gelir. Sonuç itibari ile birey bu durumla her karşılaştığında konuşmaktan vazgeçip içine kapanmayı tercih eder.

Düzelme ya da iyileşme olarak tabir edilen konuşmalardaki aranan akıcılık yakalandığı an itibari ile her şey çözülmüş gibi algılanmamalıdır. Çünkü öğrenilen yeni konuşma biçimi oluşan herhangi bir strese veya sinire bağlı olup geri gelebilir. Kekemelik düzelse bile sonrasında dikkat edilmesi gereken bir süreci de kapsamaktadır. Bu yüzden bireyler tedavilerinde fazla stres yapmamalı ve sinirlenmemelidirler. Hızlı şarkı dinlememeli ve hızlı konuşmamalıdırlar.

Korku haricinde küçük ihtimallerle görülen bu durum özenti olarak tabir ettiğimiz durumlardır. Bu yüzden rol model olarak görülebilecek kişilerin de kekemelik sorunu yaşadığı düşünülürse, her iki bireyin de bu eğitimi alması uygun olacaktır. Bu terapilerin zamanlaması da önemli konulardan biridir. Kekemelik eğitimi kısa süreçlerde cevap verecek kadar basit olmayan, yıllardır devam eden bir yapının farklılaştırma sürecidir.

Kekemelik Tedavisi nasıl yapılır

Konuşma sırasında görülen takılmalara, duraksamalara genel olarak verilen isim kekemeliktir. Kekemelik bir hastalık ya da özür değildir. Bir hastalık olmadığı içinse ilaçlarla tedavi edilemez. Kekemelik tedavisi uzun aşamaları içeren süreçlerden oluşur bu yüzden ‘15 günde kekemeliğe son’ gibi olan tedavi merkezleri kekemeliğin geçmesi için yeterli değildir.

Kekemelik, birey için birtakım olumsuzluklar barındırır, örneğin; kalabalık toplum içerisinde heyecandan oluşan takılmalarla birlikte konuşamama ya da bir anda sorulan sorulara cevap verememe gibi birbirine benzer durumlar söz konusu olur. Böyle durumlarda zorluk çeken birey takılmalarını daha çok kafaya takarak daha fazla kekeleyebilir. Bunu engellemek için bireyin doğru nefes teknikleriyle sakin bir şekilde konuşmaya tekrardan başlaması gerekir. Merkezimizde uyguladığımız teknik konuşmanın akışının şekillenmesini sağlamaktadır. Böylece eski konuşma alışkanlığı bir kenara bırakılarak, öğrenilen yeni konuşma alışkanlığını devam ettirilir. Doğru nefes teknikleriyle desteklenen bu teknik sayesinde bireyler takılmadan ya da tutulmadan konuşabiliyor.

Konuşma bozukluğu ortalama 2 ayda düzeltilebilir ve öğrenilen yeni akıcı konuşma tekniğinin benimsenebilmesi için haftada 3 ya da 4 gün gerekmektedir. Alınan eğitim sonucunda birey öğrendiklerini unutmamalı ve tekrar etmelidir. Kekemelik oluşumunda bireyin yaşantısının, kişiliğinin, psikolojik sorunlarının olması nedeniyle her kekemelik birbirinden farklıdır. O yüzden her birey için eğitim süreci farklılık gösterir.

Kekemelik, doğuştan gelen bir konuşma bozukluğu değildir sonradan oluşur. 2-5 yaş arası çocuklarda görüldüğü gibi yetişkinlerde de görülme olasılığı yüksektir ve kadınlara nazaran erkeklerde daha fazla görülür. Eğitim süresince her bireyin uyması gereken bir takım normlar vardır. Bunlar birey için olumlu ve önemli şeylerdir. Pes etmeden ve yorulmadan uyulan bu kurallar eğitim sürecini ve konuşmanın akışını hızlandırır. Burada bireyin azmi ve isteği çok önemlidir.

Kekemelik tedavisi sonucu alınan eğitimle yeniden şekillenmiş konuşma bozukluğu olumlu sonuçlar verdiği gibi yeniden yaşanılan psikolojik sorunlar sonucunda geri gelme olasılığına sahiptir. Alınan eğitim sonucunda birey buradan tamamen ayrılamaz. Bitmiş olan eğitimin, eğitmensiz nasıl devam ettiğini görmek için birey rutin kontrollerine gelmelidir. Edinilmiş alışkanlıkların bırakılmaması, benimsenmesi gerekir. Bu yüzden kontroller önemlidir.

Kekemelik en çok beklenmedik, korkulu anların ardından görülmektedir. Bunlara yeni doğan kardeşi kıskanma, aniden korkutulma, karanlıkta bir cisim görme gibi olaylar da eklenir.

Kekeme olan kişilerde aile desteği çok önemlidir. Bu yüzden ebeveynler neden yavaş konuşuyorsun düzgün konuşsana gibi uyarılarda bulunmamaları gerekir. öncelikle kişi cümlesini bitirene kadar sabırla beklenmeli ve sanki birey kekelemiyormuş gibi devam edilmelidir.

Son olarak kekemelikte erken müdahale çok önemlidir. Ne kadar erken davranılırsa alınan eğitimde o kadar yararlı olur.

Kekemelik Tedavisi ve Kişilerin Üstündeki Etkileri

Kekemelik, ses akışının istemsiz kesilmesiyle oluşan içinde tekrarları barındıran bir konuşma bozukluğudur. Kekemelik bir hastalık ya da bir özür değildir. Sebebi tam olarak net olmasa bile geçmişte ya da aniden olan korkular veya kıskançlık gibi durumlar söz konusu olabilir, buna aile içi sorunlar ya da aniden korkutulma gibi şeylerde sebebiyet vermektedir. Bir başka sebebi olarak ise düşünce hızının konuşma hızını geçmesiyle meydana gelir. Kekemelik zeka geriliğine sebep olmaz ve zeka geriliğini meydana getirmez aksine kekeme bireyle IQ seviyesi yüksek insanlardır. Kekemelik bir zeka özrü olmadığı gibi bedensel ya da zihinsel bir hastalıkta değildir bu tamamen bir konuşma bozukluğu olup söylenmek istenen kelimeyi yanlış nefes alarak başlanmasıyla alakalıdır.

İşte bu yüzden tedavilerimizde önce bireysel olarak konuşmanın şeklini belirliyor ve sonrasında ise doğru nefes teknikleriyle bunu devam ettiriyoruz. Burada öğrendiğiniz teknikleri ise günlük hayatınızda da aktifleştirmek gerekir çünkü kekemelik heyecana bağlı olarak da gelişebildiğinden bunu toplum içine taşımak ve bunu aşabilmek için gereklidir.

Kekeme bireyler, kekemelik sorunu ile her karşılaştıklarında bunu büyük bir sorun veya sıkıntı olduğunu düşünmektedirler ve her takıldıklarında daha da kötü olduklarını düşünürler. Genel itibari ile kekeme bireyler büyük sıkıntılar içerisinde olup aşırı stres yapmaktadırlar bu ise onların daha da takılmasına sebep olur. Kendini ifade edemediklerini düşündüklerinden bu onlar için büyük bir sorundur ve asosyal olmalarına sebebiyet vermektedir. Çoğu zaman yüz yüze konuşmaktan kaçındıkları gibi gerekmedikçe konuşmak istemezler bu nedenle kendiyle baş başa kaldıklarından içlerine dönük olurlar.

Araştırmalar sonucunda belirlenen verilere göre kekeme bireyler yalnız kaldıklarında takılmadan konuşurlar bunun nedeni ise takılacağım kaygısı olmadığındandır. Merkezimizde eğitmenlerimiz tarafından öğretilen teknikler hayatınızın birçok yerinde konuşmaktan yüz çevirmeyeceğiniz ya da bulunduğunuz ortamlardan kaçmak istemeyeceğiniz, yeni şeyler öğrenebildiğiniz detayları içerir. Burada birey için tamamen sağlıklı teknikler bulunmaktadır.

Konuşma bozukluğu kısa süre içinde tedavi edilemez, bu yüzdende  ’15 günde kekemeliğe son!’ gibi bir şeyler söz konusu değildir. Uyguladığımız teknik hayatınızı yeniden düzene sokmaya yarayacak bir takım unsurlar da barındırır o yüzden buraya hazırlıklı ve azimli şekilde gelinmelidir. Aksi takdirde çözülmesi uzun süren bir bozukluk olarak tekrar etmektedir.

Kekeme Tedavisi ve Sonuçları

Konuşma sırasında takılarak yada tutuklu şekilde meydana gelen bozukluklara konuşma bozukluğu denir.  Genel itibari ile bireylerin yaşamını olumsuz etkileyen konuşma bozukluğu bireylerin hayatında özgüven sorununa yol açmaktadır. Tedavisi ise uzun aşamalar sonunda etkili çözümlerle sonuçlanmaktadır. Bu tedavilerde en çok bireyin azmi ve heyecanı söz konusudur, karşılaştığı tedavi tekniğini benimseyebilmek biraz zaman alsa da benimsediğinde yaşamı için olumlu etkilerle karşılaşacaktır. Her bireyin yaşı, konuşma bozukluğu, yaşantısı, hayatı, kişiliği farklı olduğundan ise tedavi yaklaşımı farklı olabilmektedir ve öncelikle bu tedavi yaklaşımını belirleyebilmek için birey ile yüz yüze görüşmek gerekmektedir.

Kısa süreçlerde beklenen sonuçların kesinlikle uzun vadede başarılı sonuçlar vermeyeceğini bilmek gerekir. Bu nedenle uzun bir süreç içerisinde azimle ve istekle vazgeçmeden devam ettirebilmek çok önemlidir. Bu tedavi süreçleri kişinin konuşma bozukluğunu düzeltebilecek kadar sağlam ve özenle düzenlenmiştir. Bu noktada bireyin pes etmemesi gerekir.

Kekemelik tedavisi, belli bir standardı olup her bireyde işe yarayabilecek sabit bir tedavi süreci değildir. Kekemelik tedavisi kişilerin kekemelik derecesine, yaşına, eğitim seviyesine ve algılama gücüne bağlı olarak çok değişkenlikler gösterebilmektedir. Kekemelik sebepleri olarak da çocuğun küçük yaşta tanık olduğu aile içi gerilimlerin ve tartışmaların yarattığı stresin ya da aniden korkutulma, karanlıkta bir cisim görme, yeni doğan kardeşi aşırı kıskanma gibi olaylarda beyindeki konuşma merkezini etkilenebilir ve kekemeliğe neden olabilir.

Kekemelik sebepleri ve tedavisi konusunda birbirine ilişkilendirilmiş yapılardan söz edebiliriz. Gerginliğin devam ettiği aile ortamlarındaki çocukların bu sorunlarını atlatabilmeleri uzun vadede mümkün değildir. Kısa vadede kekemelik sorunlarından kurtulan çocukların yine aynı sorunları yaşamaları ile birlikte konuşmalarının eskisi gibi bozulduğu denemelerimizde gözlemlenmiştir. Çocuklarda kekemelik tedavisi sabırla başlaması gereken asla her çocuğa aynı şekilde devam etmemesi gereken komplike bir yapıdır.

Beynin anlam ve cümle kuran yeri eşit kullanılamadığından ve birinin daha önce aktif hale geliyor olması konuşma bozukluğuna yani kekemeliğe neden olabiliyor. Bu durumun düzelebilmesi için kişinin rahatlaması ve kendisini yavaşlatması, kendini kötü hissettiren faktörlerin ayıklanması ve doğru konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Konuşma esnasında özellikle de yaşanan ilk hece takılmalarına yönelik kelimeye nasıl başlanacağı hangi ton ve sesin nasıl kullanılacağının öğrenilmesi yani konuşmanın yeniden şekillendirilmesi kekemelik problemine çare olan Shaping tekniğinin getirisidir.

Shaping tekniği konuşmadaki akıcılığı şekillendirmede önemli bir tedavi tekniğidir. Uzun süreçleri olmakla beraber shaping tekniği, kekemelik problemi yaşayan bireylerin doğru nefes almayı aynı zamanda alınan nefesin konuşma esnasında nasıl kullanılması gerektiğinin öğrenilmesi açısından güzel sonuçlar meydana getirir. Sonuç olarak bireyler nefes kontrolüyle beraber akıcılığı şekillendirebilmektedir, kullandığımız tedavi yöntemi kesin ve tam bir sonuç doğurmasa bile büyük bir kısmını iyileştirebilir. Bu nedenle tedavi sürecini benimseyebilmek gerekir.

Kekemelik Takılmaktan İbaret Değildir!

Konuşma esnasında takılmalara maruz kalan kişilere verilen genel isim kekeme olarak adlandırılsa da, kekeme kişiler çok farklı şekillerde konuşma bozuklukları yaşayabilmektedir. Kekemeliğin miktarı ve şiddeti, farklı ortamlarda, günden güne, hatta aynı gün içerisinde bile değişebilir.

Her kekemelik bir diğerinden farklıdır. Ne kadar birbirine benziyor olsa da bu durum bir uzman tarafından kolaylıkla fark edilebilir. Kekemelik özellikle çocukluk yaşlarında genetik olarak kazanılan bir konuşma bozukluğu olarak bilinmektedir. Ancak yetişkin insanlarda da görülme oranı yüksektir. Yetişkinlerde oluşan kekemeliğin başlıca nedenleri arasında trafik kazaları, ani korkular, deprem ve sel gibi aniden ortaya çıkan vakalar olabilir. Özellikle erkeklerde görülen kekemelik çocukluktan gelmemekteyse 14-50 yaş arasında ki kişilerde ani korkular nedeni ile oluşur. Trafik kazaları ile meydana gelen kekemelik genellikle psikolojik olarak ortaya çıkmaktadır ve düzelmesi pek fazla zaman almaz. Ani ve kötü bir olay sonucu geçirilen tüm travmalar kekemeliğe neden olabilirmektedir. Bu sadece trafik kazaları ve ani korku yaratacak olaylar ile sınırlı değildir.

Yetişkin bireylerin genellikle takılmaları önlemek için belirli stratejiler geliştirdiklerini görürüz. Bu stratejilerin bir kısmı gayet sağlıklıdır ve kişinin konuşması üzerinde kontrol sahibi olmasına yardımcı olur. Örneğin, gergin bir ortamda derin bir nefes alınarak, sakin bir şekilde konuşmaya başlanması ya da daha yavaş konuşmaya çalışılması gibi. Ancak ne yazık ki geliştirilen tüm stratejiler sağlıklı değildir ve birçoğu kişinin yaşamını daha da zorlaştırır. Telefonda konuşma, sunum yapma gibi belirli konuşma durumlarından ve sık takılan sözcüklerin kullanımından kaçınma gibi.

Yetişkinlerde, akıcılık şekillendirme ve takılmaları değiştirmeye yönelik terapi metotları izlenir. Stratejiler kullanarak takılmaların azaltılması, mevcut takılmalarınsa mümkün   olduğunca yumuşatılması hedeflenir. Terapi seanslarında bu metotlar   öğretilir ve pekiştirilir. Önemli olan bir tek terapi odasında değil, her ortamda ve herkesle konuşurken bu  metotların uygulanabilmesi. Dolayısıyla öğrenilenlerin günlük hayata  nasıl geçireleceği de terapinin  önemli bir parçasını oluşturur.

İşte bu yüzden merkezimizde kekemelik tedavi yöntemi olarak “Shaping Tekniği” kullanmaktayız kekemeliğin son bulması için en önemli yöntemin bu olduğunu düşünüyoruz. Bu yöntem sayesinde kekeme kişiler, akıcılık bozukluğu olan takılmalarını kontrol altına alabilir özellikle çok rastlanan ilk hece takılmalarından tamamen kurtulma şansı yakalayabilir. Akıcığın kontrol altına alınması ve bunun devamlılığının sağlanması adına azimle devam edilmesi gereken uzun süreçler mevcuttur, bu yüzden en uygun zamanda ve motive edilmiş bir şekilde bu eğitimlere başlanması ve sürdürülmesi gerekir. Terapilerin ardından yakalanan başarının devamlılığı adına rutin kontrol süreçlerinin de dikkatle izlenmesi gerekir.

Kekemelik takılma şeklinde olabileceği gibi tutuklu ya da artikülasyon şeklinde de görülebilir bu yüzden kekemelik takılmalarda ibaret değildir. Oluşan takılmalarında şekillendirilmesi sonucunda terapilerimizle kekemelikten kurtulmanız mümkün. Tabi ki burada sorumluluk bize düşse dahi asıl sorumluluk bireyin aldığı terapilere azimle devam etmesi, aldığı eğitimi günlük hayatta da devam ettirebilmesi ve sorumluluklarını tamamiyle yerine getirebilmesi gerekir. O yüzden tedaviye başlayan bireylerimizin kesin kararlarla ve azimle başlaması gerekir.

{$footer_yazisi}